tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tavsiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
marw Salı, Ocak 19


az önce izlemeyi bitirdiğim bu filmi şu ağlak pms modunda izleyen kafama sıçayım. haftalardır izlenmeyi beklemesine rağmen gittim en duygusal, en dedeyi ve sevgiliyi özlemiş zamanımda izledim ki filmin son yarım saatinden beri ağlıyorum hala. kesinlikle izlenmeyi hak eden harika bir film. sanırım tarık akan'ın öldüğü gün benim büyüdüğümü anladığım gün olacak. yaşlı gördüm onu bayağı. ölmesin (peki).

filmde çocukların, büyüklerin ettikleri küfürler o kadar güzelki birkaç tanesini günlük konuşma dilime yedirmeyi planlıyorum. ama o çocuğun ağzına yakıştığı kadar bana yakışacağını da düşünmüyorum. o denli güzel.

izlemediyseniz alttaki cümleyi okumayın. filmin sonunu söyleyeceğim çünkü.

insanın sevdiği adamı kendi elleriyle toprağa gömecek kadar metanetli olması.. bu filmde bu var. sanırım şerif sezer'den başkası da kalkamazdı bu rolün altından.

bir de mişka'nın alma'ya öğrettiği "ben bir sarmaşık olsam" adlı şarkı filme çok yakışmıştı. olsa da dinlesek deyip küçük bir araştırmaya çıkıyorum. bulursam eklerim buraya da.

marw Cumartesi, Kasım 14


doğum günümde beni en iyi tanıyan kadından gelen hediyeydi bu kitap. adet olduğu üzere arka kapağı okumaya başladım elime alınca. alsancak iskelesinden başlayıp esenler otogarında bitiyordu kitabın arkasındaki kelimeler yığını. ilk boş vaktimde elime alıp okumaya başladım. okudukça hayatımda bir şekilde yer almış şehirler sırasıyla karşıma çıkmaya başladı. "izmir, adana, trabzon, bursa, samsun, amasya.." her şehirde bir kadın. 108 sayfa sonra okumayı bıraktım. sanırım ikinci elime alışımda kitap bitmiş olacak. açıkçası bu kitap beni ürküttü biraz. kitaptaki olaylar hayatımdaki rastlantılara dönüşmeye başlayınca bıraktım zaten kitabı. benim boktan hayatımı saymazsak, bu kitabın gerçekten mükemmel bir anlatım tarzı var. murathan mungan şiirlerinde karşıma çıkan bazısı mükemmel bazısı rezalet şiirlere asla benzemiyor. bütün kelimeleri, bütün tasvirleri, kişileri sanki az önce buralardaymışlar da bir anda kitabın içine çekilmişler gibi. kesinlikle tavsiyedir. okuyunuz, hayatınızdaki kadınlara okutunuz.


Annesi, arada bir, "Hayatla romanları ayırt edemeyeceğini bilseydim, zamanında 'oku kızım, oku kızım,' diye başının etini yemezdim," diye uyarırdı.

Hayatla karıştırılmayacaksa romanlar niye okunsundu ki?